SOSYOLOJİ | YAYIN NO: 2

TÜRKİYE'DE İSRAİL
Karşıtlığı

~10 dk okuma

Soykırımcı terör devleti İsrail'e dünya kamuoyunda haklı bir tepki yükselmektedir. Bu yazıda tepkinin Türkiye'deki boyutu sosyolojik ve ideolojik bir biçimde irdelenecek, ve toplumun kesimlerindeki İsrail'e yönelik muhalefetin nasıl artırılabileceği üzerinde durulacaktır. Özellikle Z kuşağı ve milliyetçi kesim için analizler yapılacaktır.

Son birkaç yıldır Dünya kamuoyunda özellikle İsrail'in Filistin'de yürüttüğü soykırım sebebiyle yoğun bir şekilde İsrail karşıtlığı gelişmektedir. Geçtiğimiz aylarda bir kısmı ortaya çıkan Jeffrey Epstein dosyasının arkasındaki İsrail'in olması, yine İsrail'i tepkilerin merkezi yaptı ve yapmaya da devam ediyor. İsrail'e olan bu haklı tutumun Türkiye'deki durumunu incelediğimiz zaman karşımıza benzer bir tablo çıksa da detaylara inildiği zaman bazı sosyolojik ve ideolojik gerçeklerle karşılaşmaktayız. Türkiye'de yükselen İsrail karşıtlığı incelendiği zaman, karşıtlığın toplumun sadece bir kesimde görülmediği, her kesimde İsrail karşıtlığının yükseldiği görülmektedir. Bu kesimler arasında kendisini muhafazakar olarak tanımlayan insanların payının daha büyük olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Sosyolojik Dağılım

Türkiye'de İsrail Karşıtlığının Artışı
Türkiye'de İsrail Karşıtlığının Artışı
Kaynak: Pew Research

Elbette bu durumu Türkiye'nin dış politikasından bağımsız düşünmek büyük bir hata olacaktır, sadece Türkiye'nin İsrail ile Somaliland coğrafyasındaki durumu bile başlı başına karşıtlığın artması için yeterli bir sebeptir. Ancak Ak Parti hükûmetinin alakalı gerginliği kamuoyuna iyi sunamaması, İsrail ile olan mevcut gerginliklerin boyutunun kamuoyunca tam anlaşılamaması, ve özellikle İsrail karşıtlığının yalnızca Filistin başlığı altında yeşertilmeye çalışılması günün sonunda İsrail karşıtlığının yalnızca muhafazakar kesimlerde öbekleşmesine sebep olmaktadır. Ancak Ak Parti'nin özellikle son dönemlerde toplumun gözünden iyice düşüşü(1), muhafazakar ideolojinin yavaş yavaş Türkiye'de terk edilmeye başlaması(2) bu denkleme katılmalıdır. İsrail karşıtlığının muhafazakar ideolojiye entegre, muhafazakar ideolojinin bir parçası olarak lanse edilmesi, günün sonunda İsrail karşıtlığının artışında yavaşlamaya sebep olacaktır.

İdeolojik Öbekleşme

Düşüşe geçen bir ideolojiye-partiye ait gibi gösterilen İsrail karşıtlığının büyümesinin durması mümkün değildir. Ancak toplumun her kesimine yayılması yerine belli kesimlerinde öbekleşmesine sebep olacağı kesindir. Üstelik İsrail karşıtı söylemlerin daima Filistin üzerinden yapılması da aynı şekilde sadece belli bir kesimde bu karşıtlığın artmasına sebep olmaktadır. Bu artışın düşüşe geçen bir parti ile özdeştirilmesi stratejik bir hatadır. Bugüne kadar yürütülen medya ve kamuoyu çalışmalarında görülen bu hata sebebiyle İsrail karşıtlığı Türkiye'de yavaş bir ivme ile artmaktadır. Ancak özellikle Avrupa ve ABD toplumlarında bu artışın ivmesinin daha yüksek hızlı olduğu su götürmez bir gerçektir(3). Dolayısıyla İsrail'e karşıt bir tavır almak için toplumsal hafıza canlandırılmalı, konu yalnızca Filistin başlığı altında sıkıştırılmamalıdır.

Konu İsrail'e karşıt bir tutum almak olduğu zaman gerekçelerin tükenmesi mümkün değil, dolayısıyla bu gerekçelerin tespiti ve analizi gerekmektedir. Bu bağlamda 28 Şubat, Jeffrey Epstein ve İsrail'in dış politikadaki Türkiye ile olan gerginlikleri öne çıkarılmalıdır. Aksi takdirde karşıtlığın muhafazakar kesimde öbekleşmesi kaçınılmazdır. Cumhuriyet ve Birlik Hareketi'nin yayınlamış olduğu Zafer Partisi dosyası içerisindeki 28 Şubat ve İsrail bağlantıları başlığı(4) bu açıdan önemli bir kaynak olarak kabul edilebilir. Yine aynı şekilde Türkçü ve Atatürkçü kesimler için benzer konular hatırlatılmalı ve İsrail karşıtlığı diri tutulmalıdır.

Karşıtlığın Yayılması

ABD İsrail Karşıtı Eylemler
ABD ve Avrupa'daki yükselen sivil tepkiler ve TrackAIPAC benzeri toplulukların etkisi.

Kurucu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı boyunca masonlara ve alakalı gruplara karşı olan net tavrı da ortadadır. Hatta zaman zaman gazinin vefatında bile bu oluşumların parmağı olduğu iddia edilmektedir. Bu iddialar da kapsamlı bir şekilde araştırılmalı, bu sayede kamuoyunun tepkisi diri tutulmalıdır.

Bugüne kadar İsrail ve İsrail lobileri hakkında yazılan yazılar genellikle "komplo teorisi" olarak tanımlanmaktaydı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın ne kadar İsrail etkisinde olduğunun ortaya çıkması, yaşanan İran gerginliği ve özellikle Epstein dosyaları, İsrail karşıtı yazılan yazıları komplo teorisi olmaktan çıkartmıştır. Ortaya saçılan gerçekliklerin dağınık olması ve ideolojik olmayan bir merkezde derlenmemesi de ayrı bir problemdir. Nitekim özellikle ABD'de bu tarz derlemelerin, belgesellerin ya da toplulukların olduğunu biliyoruz. TrackAIPAC gibi topluluklar bu tarz bir örnek olarak değerlendirilmeli ve türevleri Türkiye'de hayata geçirilmelidir. Direkt olarak hayata geçirilemese dahi bu karşıtlık ideolojik görüşlerin üzerinde bir şekilde topluma aktarılmalıdır.

Hızlı Özet

Makalenin ana fikirleri

Türkiye'de İsrail karşıtlığı hangi kesimlerde yükseliyor?

Karşıtlık toplumun yalnızca bir kesiminde değil, her kesiminde yükselmektedir. Bu kesimler arasında kendisini muhafazakar olarak tanımlayan insanların payının daha büyük olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Karşıtlığın yalnızca Filistin üzerinden anlatılması neden sorun?

Bu yaklaşım karşıtlığı belli bir kesimde öbekleştirmekte, düşüşe geçen bir parti ve ideolojiyle özdeşleştirmektedir. Bu stratejik hata, karşıtlığın toplumun tamamına yayılmasını yavaşlatmaktadır.

Hangi gerekçeler öne çıkarılmalı?

28 Şubat, Jeffrey Epstein dosyası ve İsrail'in dış politikada Türkiye ile yaşadığı gerginlikler öne çıkarılmalıdır. Aksi takdirde karşıtlığın muhafazakar kesimde öbekleşmesi kaçınılmazdır.

Z kuşağı ve milliyetçi kesim için ne öneriliyor?

Toplumsal hafıza canlandırılmalı, konu yalnızca Filistin başlığı altında sıkıştırılmamalıdır. Türkçü ve Atatürkçü kesimler için benzer konular hatırlatılmalı ve İsrail karşıtlığı diri tutulmalıdır.

İLGİLİ YAYIN

MİT'in Kamu Diplomasisi, MİT'in mevcut kamu diplomasisi üzerine bir değerlendirme ve tavsiyeler. Tüm yayınlar →